Dünya Bankası: Suriyeliler Hastanelerdeki Acil Sayısında Önde

-Dünya Bankası’nın Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da eğitim ve sağlık hizmetlerini incelediği raporunda “Suriye’den Türkiye’de sınırdaki hastanelere günlük gelen acil vaka sayısı, Türkiye’den gelenlerden fazla olabiliyor” denildi.

Dünya Bankası: Suriyeliler Hastanelerdeki Acil Sayısında Önde

-Dünya Bankası’nın Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da eğitim ve sağlık hizmetlerini incelediği raporunda “Suriye’den Türkiye’de sınırdaki hastanelere günlük gelen acil vaka sayısı, Türkiye’den gelenlerden fazla olabiliyor” denildi.

-DB’nın “Güven, Söz Hakkı ve Teşvik: Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da Hizmet Sunumundaki Yerel Başarı Öykülerinden Dersler” başlıklı raporunda Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasındaki kamu hizmetlerinin tarihi ve günümüzdeki durumu ülkeler arasında kıyaslandı.

-Rapordan: “1922’de imparatorluk sona erdiğinde dahi kamu eğitimi evrensel olmaktan uzaktı... Tanzimat’la gelen sağlık reformları Filistin’i eksik bıraktı ve böylece hastalıklar yaygındı; sıtma ve trahom genel rahatsızlıklardı.."

ANKARA(ANKA) – Dünya Bankası’nın Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da eğitim ve sağlık hizmetlerini incelediği raporunda “Suriye’den Türkiye’de sınırdaki hastanelere günlük gelen acil vaka sayısı, Türkiye’den gelenlerden fazla olabiliyor” denildi.

DB’nın “Güven, Söz Hakkı ve Teşvik: Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da Hizmet Sunumundaki Yerel Başarı Öykülerinden Dersler” başlıklı raporunda Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasındaki kamu hizmetlerinin tarihi ve günümüzdeki durumu ülkeler arasında kıyaslandı.

Rapora göre Batı Şeria ve Gazze’de yetişkinlerde okuma yazma oranı yüzde 95 düzeyinde. Filistin’de okuma yazma oranının, Hindistan ve Mısır gibi benzer milli gelir oranına sahip ülkelerden çok daha yüksek, bölgedeki Türkiye gibi 7, Ürdün gibi 3 kat daha fazla kişi başına gelire sahip zengin komşularla aynı seviyede olduğu kaydedildi.

Rapora göre bugün Orta Doğu ve Kuzey Afrika; Irak, Libya ve Suriye’deki çatışmalardan özellikle etkilendi. Suriye’deki savaş ağırlıklı olarak komşularını etkileyen göçmen krizine yol açtı. Eylül itibarıyla Lübnan’da nüfusun yüzde 24’ü  oranında 1.1 milyon, Ürdün’de nüfusun yüzde 7.7’sini oluşturan 616 milyon,  Türkiye’de nüfusun yüzde 1.1’ini oluşturan 844 bin ve Irak’ta, nüfusun yüzde 0.6’sını oluşturan 215 bin Suriyeli göçmen var. Bu göçmenler ağırlıklı olarak “kuzey Kürdistan”daki alanlarda bulunuyor ve “Irak Kürdistanı” nüfusunun yüzde 2.58’ini oluşturuyor.

-TÜRK SINIRINDAKİ HASTANELERE SURİYE’DEN GELEN ACİL SAYISI BAZEN DAHA FAZLA-

Göçmen yükünün kamu hizmeti sunumunda sadece yerleşik vatandaşları değil bizzat göçmenleri de olumsuz etkilediği kaydedilen raporda, şöyle denildi:

“Göçmen Politika Merkezi’nin Lübnan’la ilişkili olarak belirttiği gibi ‘Giderek artan sayıda göçmen, zayıf ve kaynak ve yeterli ekonomik, eğitimsel ve sıhhi altyapı eksikliği çeken ev sahibi toplulukların kapasiteleri üzerinde ağırlık oluşturuyor. Ev sahibi toplulukların ekonomik durumları zor ve göçmenler ağır bir yük oluşturuyor. Benzer sorunlar Türkiye’de bulunuyor. Orada yerliler Suriyelilerle dolu olduğu içinhastanelerde acil tedavi olamadıklarından şikâyetçi. Suriyelilere öncelik verilmesine yönelik herhangi bir karar alınmadığı belirtilse de günlük bazda hastanelere ulaşan yaralı sayısı Türk vatandaşlarına yer bırakmayabilir.”

Göçmen fazlalığının Türkiye’yi kapsamlı bir göçmen yasası çıkarmaya yönelttiği belirtilen raporda, bunun göçmenlere yardım ve korunmalarını yasal çerçeveye kavuşturduğu belirtildi. Raporda, “Bu gibi önlemler özellikle önemli, çünkü Türkiye’deki Suriyeli göçmenlerin yüzde 65’i kampların dışında yaşıyor” denildi.

Raporda Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da eğitim ve sağlık kurumlarını tarihçesi hakkında şu ilginç bilgiler yer aldı:

“-Osmanlının son döneminde ‘elit ailelerin’ çocukları genelde sivil okullara gönderiliyordu ve insanlar daha fazlası için lobi yapıyordu. Sivil okullar paralı, askeri okullar ise parasızdı. Askeri okul öğrencilerinin sayısı da daha fazlaydı.

-Sultan eğitimin imparatorluk halkını birbirine bağlayacağını ümit ediyordu ve 1893-94 döneminde imparatorlukta 50’den fazla askeri hazırlık ve orta seviyede okul inşa edildi. 1922’de imparatorluk sona erdiğinde dahi kamu eğitimi evrensel olmaktan uzaktı.

-Bu Osmanlı İmparatorluğu dışı için de böyleydi. Arap yarımadası ve şu andaki Körfez ülkeleri göçebe ve kabile geleneklerinde ısrarcıydı. Örneğin Suudi Arabistan’da Bedeviler, ülkelerinin coğrafyası ve tarihi hakkında derin bilgi sahibi olsalar da büyük oranda okuma yazma bilmiyordu. Şiir ve Kuran’a son derce önem veriliyor; Bedeviler halk şiirinden sayfaları kolaylıkla alıntılayabiliyor, Kuran’ı kalplerinden biliyorlardı. Ancak kamu eğitimi bilinmiyordu.

-Tanzimat’la gelen sağlık reformları Filistin’i eksik bıraktı ve böylece hastalıklar yaygındı; sıtma ve trahom genel rahatsızlıklardı. İngilizyöneticiler bataklık drenaj projeleri oluştururken, yeni kanalizasyon sistemleri kurulumu ve yürütülmesi, bulaşıcı hastalıkların Filistin'ikurtarmak için üzerinde çok çaba sarf edilen hijyen eğitimi kampanyaları oldu.” (ANKA)

(ORH/ÖZK)



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.