Hristiyan Dünyasında  dinde reform  harekatı   16.  yüzyılda  gerçekleşti.  Çeşitli  ülkeleri  içine alan hareketin   asıl  etkeni   , Batı  toplumunun   O   yüzyılda  , açık-seçik  içine girdiği  KAPİTALİST GELİŞMEDİR.

O gelişmeye  sahiplik  eden giderek toplumun öncü gücü  olmaya soyunan   BURJUVAZİ kendi  yaşam felsefesini   de KİLİSE   ideolojisinin   üzerine  çıkarmaya çalışıyordu. REFORM Harekatında itici güç olan  burjuvazinin yanı sıra   merkezi   krallıklar  oluşturmuş  kimi FEODAL   ARİSTOKRASİLERİN çıkarları   da  ROMA  Kilisesinin ,  giderek   KATOLİKLİĞİN   maddi  ve manevi  egemenliğine  karşı BURJUVAZİ  ile birlikte   harekat edilmesindeydi.  Ezilen   HALK  KİTLELERİ    eşitlik   özlemlerini  ORTA CAĞA'DA
 KİLİSE  BABALARININ   geliştirdiği ilkeleri  bir yana  bırakıp  REFORUMLARI   destekliyorlardı. 

TANRININ  vekili  sayılan  kiliselerin  krallıklar üzerinde  tek güç  "otorite"   olma   savı  14.  yüzyıl  da  yenilgiye  uğramıştır.  FRANSA,  Bu gelişmenin başlangıç noktasıdır. Öte yandan  sınıfsal  çıkarların  çatışması felsefi planda  da kendini gösterdi   Gelişken   burjuvazinin   "akılcı"   düşünceleri ile  " DOĞMALAR" I arasındaki   mücadele  iki sosyal sistem arasındaki  mücadeledir.    Öte    Dünya  ile  bu dünya  arasındaki  kavgayı  bu kavga kazanmıştı.

Buna   benzer  bazı gelişmeler   İSLAM'DA   oluşmuşumdur ?    İSLAM   dünyasında  ne  KİLİSE-  KRALLIK kavgasına  benzer bir kavga   ne de  akılcı   düşünce ile  din (DOGMALARI)   arasında  öyle uzun kavgalar mücadeleler olmamıştır.  İSLAM'DA   Devlet örgütünün   yanı sıra  BATI   KLİSESİNE  benzer ayrı  bir  DİNSEL   örgütleme  maddi  bir gücün  temsilcisi   olarak  ayrı bir RUHBAN  sınıfı    olmamıştır. 

İSLAM   HİRİSTİYANLIĞIN   tersine baştan  bir  devlet   dini olarak  doğdu. İSLAM'DA   DİNSEL  ve  dünyasal iktidar ayrımı yoktu ki  dünyasal iktidar  yararına   düzenlemeler  yapabilme  mümkün olabilirsin.
 
Günümüzde  İSLAMCI  akımlar    dünya  üzerinde  yeniden  çok hızlı  bir şekilde  palazlanmıştı. 1400 yıl önceki esasları zamanla  ortaya  çıkmış. Birtakım  değişikliklere de   sırt çevirerek  olduğu gibi  savunur Toplumu  tedirgin ederken  kimi çevreler  bu ilkelliğe  bakıp  İSLAMIN   hiç olmazsa bir REFORMDAN geçmesi  gerektiği   düşüncesindedirler.  Onlara  göre  İSLAM  vaktiyle  HİRİSTİYANLIĞIN  geçirdiği gibi    BİR   REFORMA  tabi  tutulmalıdır.  

CAMİ-KIŞLA- MEKTEP-  SİYASET  kavramları    birbirinden  ayırmalı  bu kurumlar  gerçek  işlevlerini  yapmalıdırlar.  Özünde ilerlemeye engel olmayan  bu din için tek sorun   budur. Aslında  İSLAMLA ilgili  olarak  göz ardı ettiği  bir takım önemli noktalar   bir  yana   HİRİSTİYANLIKTA  REFORMUN  ve  sonrasının   koşulları  ile çağımızdaki  koşulları aynı  kefeye  koymak gibi  bir yanlışlıktan hareket etmektir. 

ÜLKEMİZDE  Halifeliğin  kaldırılması  istendiğinde  ATATÜRK "HİLAFET  DEMEK" İDARE HÜKÜMET DEMEKTİR  diyordu.  MECLİS  1-  KASIM  1922  günkü  kararanıyla kişisel  egemenliğe  dayanan  hükümet  biçiminin 16 MART  1920'DEN  başlamak  üzere ve sonsuz olarak tarihe karıştığını bildirmiştir. AVRUPA 18. YY IN   başına gelindiğinde   dinde REFORM   bitmişti.
 
İSLAM  DÜNYASINDA  Kİ en büyük  sosyal atılım olan T. C   DEVLETİ  LAİK  DEVRİMİ  REFORMCU bir  yapı olarak  devreye koydu.  TANRININ   gölgesi olan  HALİFELİĞİN  SALTANATINI  yıkarak  kurulan  TC DEVRİMCİ bir tutum olarak ortaya  koydu.  21 yy ı    yaşıyoruz.  hala   CAMİ-KIŞLA-MEKTEP- SYASET  ekseninden çıkamadık.

100 YILLIK   CUMHURİYETİMİZİ  BİLEREK  AMAÇLI ÖYLE ÇOK ÖRSELEDİLER Kİ  ....   HEM CUMHURİYETİN HER TÜRLÜ İMKANLARINDAN   YARARLANACAKSIN    HEMDE CUMHURİYETİN KURUCULARINA SÖVECEKSİN AMA  ŞUNU  HİÇ UNUTMAYINIZ NE YAPARSANIZ YAPIN  TÜRK HALKININ KALBİNDEN ATATÜRK  SEVDASINI  
SÖKEMİYECEKSİNİZ...
 
SERVET   TANİLLİ  -  YAŞAM  YÜRÜYECEK  AYDINLANMA  SÜRECEK...!

Mustafa Yenice

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.