COINTELPRO'dan Akademisyenler Bildirisine: 

İktidarın Muhalefeti Yok Etme Çabası

Aslında devletin doğuşundan bu yana var; muhalif görülen yapıların yok edilmesi için tarih boyunca her türlü yöntem denenmiş. Kıta Avrupa'sında parlamenter demokrasinin ortaya çıkış süreciyle beraber, hukuk kuralları herkesi kapsar olmuş ve devletin şeffaflığı ilkesi belirmiştir. Devletin şeffaflığı ile iktidarın mutlaklığı arasındaki çelişki, karanlık birimlerin devlet adına iş yürütmesini doğurmuştur. Parlamenter gibi görünen demokrasilerdeki 5. kol faaliyeti böylelikle ortaya çıkmış oldu. 

McCarthy, 1947-57 yılları arasındaki ABD senatörü, kendi adıyla cisimleşen bir tekniği soğuk savaş gerilimini de arkasına alarak kullandı. Önce sol muhalefet arkasından bütün toplumsal muhalefet bir cadı avına sahne oldu. McCarthy'nin işi bittiğinde COINTELPRO ortaya çıktı. Yani "Karşı İstihbarat Programı". FBI, gayrı resmi ve tabi ki gayrı ahlaki bir birimle, muhalif grupları birbirine düşürmek, iç karışıklık çıkartmak, üzerlerinde toplumsal baskı oluşturmak için elinden geleni yaptı. Örgütlerin içine ajanlar sokmaktan sahte belge düzenlemeye, provokasyonlardan şiddet uygulamaya kadar her türlü yol toplumsal muhalefeti ortadan kaldırmak için uygulandı. 

ABD bu tür yöntemleri kendi içindeki muhalefeti ortadan kaldırmak için yaparken, soğuk savaşın soğuk etkisi, NATO konseptinde paralel işleve sahip istihbarat örgütlerini harekete geçirdi. Kontrgerillanın ülkeye yaşattıklarını biliyoruz...

Tüm bu istihbarat birimlerinin amaçlarını besleyen bir algı yaratma işi de "propaganda" birimine bırakıldı. Propagandayla devlet-iktidar geniş kitlelere korku salmakta ve halkı istediği gibi yönlendirmeye çalışmaktaydı. Hitler Almanyası propagandanın nasıl kullanıldığına dair örneklerle doludur. 

Hem istihbarat birimlerinin yasa dışı uygulamaları ve hem de propagandanın psikolojik savaş teknikleri, devletlerin-iktidarların elinde muhalefeti ezmek için kullanılmış ve bundan sonra da kullanılacaktır. 

AKP Türkiyesi

Türkiye, AKP iktidarının en başından bu yana, bir takım tedhiş eylemlerine, soruşturmalara, düşünceleri nedeniyle insanların yargılanmasına, basın mensuplarının hapsedilmesine, faili meçhul cinayetlere ve her türlü muhaliflerin yıldırılmasına defalarca maruz kaldı. 

AKP bir gün söylediğini ertesi günü inkar ederken kimi zaman kendisine yandaşlar kimi zaman da karşıtlar buldu. Bu süreçte AKP'ye hiç bir zaman yandaşlık yapmamış çok az bir kesim kaldı. Kimi zaman Atatürkçü görünenler, kendisini solcu ilan edenler, Kürt siyasal hareketinin hemen tamamı ve benzerleri hep bu yandaşlık sarmalının içinde yer edindi. Bugün bu sarmal kimilerini içine almaya kimilerini yutmaya kimilerini de dışarıda bırakmaya devam ediyor. 
Tabi bu yandaşlık ilişkisi, savunulacak ilkelerde de bir takım kavram karışıklıklarına neden oluyor. İnsanlığın evrensel değerleri, subjektif değerlere tabi tutuluyor ve savunulması gereken ilkeler bazen rafa kaldırılabiliyor. 

Geçtiğimiz günler işte böylesi kavram karışıklıklarına sahne oldu yine...

Yüzlerce akademisyen, Türkiye'nin doğusunda yaşanan ve adeta bir savaş ortamını resmeden durumla ilgili politik görüşlerini ifade eden bir bildiri kaleme aldılar. Bildiri, tek taraflı olarak devlete, operasyonları durdur demekteydi. PKK'nın adı da terörün biçimi de bildiride yer almadı. 

Bildiriden iki gün sonra Sultanahmet'te bir canlı bomba eylemi gerçekleşti. O ana kadar bildiriyle ilgili açıklama yapmayan devlet ve hükümet temsilcileri, gündemin tam ortasına bildiriyi yerleştirdiler. Psikolojik Savaşın çarkları dönmeye başladı. 

Tartışma, ilginç biçimde, akademisyenlerin politik görüşlerini ifade etmesinden, bildirinin içeriğine yöneldi. Cumhurbaşkanı bildiriyi kaleme alanları hainlikle itham ettikten sonra önce yandaş medya, sonra YÖK ve sonra da 'hukuk' devreye girdi. Gözaltına alınan, odalarına çarpı işareti konan ve kapılarına bildiri asılan akademisyenler için bir mafya lideri de "kanınızda duş alacağız" diye bir açıklama yaptı...

Bildiri ve sonrasında yaşananlar, açık bir algı operasyonuna işaret ediyordu. AKP iktidarı döneminde Türkiye terör örgütü üyelerinin cirit attığı bir coğrafyaya dönüştü. Çok acılar yaşandı. Yaratılmak istenen algı, açık biçimde AKP iktidarının yarattığı zafiyeti gizleme ve başkalarını hedef gösterme biçiminde şekillendi.

Oysa...

Bildiri, bildiriyi kaleme alanlar, düşünceyi ifade özgürlüğü çerçevesinde bir açıklama yapmışlardı. Kendisi gibi düşünmeyenleri içeri tıkan, farklı mezhepten olanlara karşı kışkırtıcı bir dil kullanan, basın özgürlüğünü ortadan kaldıran iktidar, daha dün ittifak yaptığı kimi çevreler bugün beğenmediği bir açıklama yaptığında onları hedef tahtasına oturtmaktan çekinmedi. 

Ne Yapmalı...

Bugün düşünce özgürlüğüne sahip çıkmak, düşüncene sahip çıkmaktan çok daha önemli. Ülkenin gerçek yurtseverlerini bugün zor bir görev bekliyor: Çünkü ak-kara çatışmasına girmeden ve zaman kipinin daralttığı çembere sıkışmadan gerçekleri söylemekte ısrar etmeleri gerekiyor. 

Bugünkü mesele bildirinin içinde ne yazıp yazmadığı değil, düşünce özgürlüğüne karşı açılan savaşı kınama meselesidir. Mesele, muktedirlerin hem yargıç olma, hem yasa koyucu olma ve hem de bunu yürütmeye çalışma sevdasını deşifre etme meselesidir. Tek adam diktasına karşı direnmeli ve bu direnci örgütleyecek yurtseverlerin bir araya gelmesi gerekmektedir. 

İktidarın tavrı teröre karşı durma tavrı değil, düşüncesini açıklayan akademisyenlere karşı sopa gösterme tavrıdır. Aynı siyasal iktidar daha dün, çözüm süreci adı altında verilen beyanatları desteklemiş ve "akil adamlık" kurumunu işletmiş ve toplumdaki yarılmayı derinleştirmiştir. Demek ki siyasal iktidarın tavrında bir tutarlılık yoktur. Tam tersine siyasal iktidar kendi yarattığı çözüm sürecini veya PKK terörünü iç politika malzemesi yaparak oy devşirmeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle asıl mücadele akademisyenlerin bildirisine veya bu bildirinin içeriğine karşı değil, siyasal iktidarın buhran ve bunalım üreten politikalarına karşı yürütülmelidir. Çünkü bugün Türkiye'nin en önemli sorunu iktidar sorunudur. 

Önder Yılmaz
Eğitim-İş Genel Eğitim Sekreteri

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.