Yırtık Ayakkabı

Ben daima ezilenlerin yanında yer alırım, baskıya, boyunduruğa karşı daima demokratik, meşru mücadelemi yaparım.Bu mücadeleyi yapmak benim insan olarak görevimdir.

Cengiz Gülebay 25.12.2014, 21:52
Yırtık Ayakkabı

Yırtık Ayakkabı

Ben daima ezilenlerin yanında yer alırım, baskıya, boyunduruğa karşı daima demokratik, meşru mücadelemi yaparım.Bu mücadeleyi yapmak benim insan olarak görevimdir.

Gerçekler inatçı ve acı şeylerdir,hoşumuza gitsin yada gitmesin gerçek, gerçektir. Bugün dünyada ve Türkiye'de yaşananlar; sermaye biriktirmenin en son aşaması olarak bize ses veriyor, artık gerçekleri görmek zorundayız. Egemen guruplar arasında; temeli doğal kaynakları ekonomik bakımdan paylaşmak olan bazı ilişkiler kuruldu. Bu ilişkilere paralel ve bununla bağlı olarak siyasal guruplar arasında, devletler arasında, dünyanın toprak bakımından bölünmesi esası üzerinde, "geri kalmış ülkelerin paylaşılması için mücadele" kuralı üzerinde belli bazı ilişkiler kuruldu. Tekelci sermaye, rakipleri ile savaşımlarında her ihtimale karşı tam teminatı ancak sömürgelere sahip olmak suretiyle sağlayabilir. Bugün Cezayir, Libya, Mısır, Suriye, Irak,'da yaşananlar bundan başka bir şey değildir.Tekelci sermaye daha çok kazanmak için, rakiplerini yok etmek ve doğal kaynakları-emeği daha çok sömürmek durumundadır.

Konunun "yırtık ayakkabı"  ile ne alakası var? İlgisi olmaz mı, yukarıda söylediklerim yüzlerce yılda oluşmuş bir sistemin, şimdilik sonuçlarıdır. Hatta, bunların olacağı bilimsel analizlerle önceden tespit edilmiştir. Tekelci sermaye, mağdur ve mazlum milletlerin üstünde bulunduğu doğal kaynaklarını ve verimli topraklarını ele geçirdikçe, bizimle ilginin ne olduğu da daha kolay anlaşılmaya başlıyor.

Soruyorum mesela; Amerikan, Alman, Fransız, İngiliz işçisi ile Türk İşçisi arasında ne fark var? Bende 8 saat çalışıyorum, onlarda. Ben daha zor ve ağır işlerde görev yapıyorum. Ama maaşlarımız, sosyal yaşantımız, emekli aylıklarımız, emekli ikramiyelerimiz neden çok farklı? Dikkat ederseniz, "kader" hep onlardan yana. Hem daha çok çalışıyoruz, hem daha zor işler yapıyoruz, hem daha az maaş-daha az ikramiye-daha az emekli aylığı alıyoruz.

Bu durum, Türkiye ve saydığım ülkeler bazında böyle iken, yurt içinde insanlarımız arasında durum farklı mı?

Anayasamız, kanunlar önünde herkes eşittir derken; Kırmızı ışıkta geçen milletvekiline ceza kesebilir miyiz? Peki Sit alanında ağaçları kesen Başbakan'a kimse bir şey yapabiliyor mu? Ya da, vatandaşa Gavat diyen Valiye, ayakkabı kutularında emek çalanlara, Kanunlara uymayan müteahhite, Kaçak yapılara müsaade eden belediye başkanına, Vergi ödemeyen şirketlere, Güvenlik tedbirlerini almayan işadamına kimse neden ceza kesmiyor. Aynı şeyleri biz yapsak sizce ne olur? Kanun önünde gerçekten herkes eşit mi?

Bence, değil. çünkü birileri eline geçirdiği fırsatları, kendine-kendine yontmuş.Bizleri daha çok çalıştırıp, hakkımız olanı vermiyor. Çünkü; birileri bizi sömürüyor, Uluslararası Tekelci sermaye emeğimizin kaymağını ülkesine götürürken, işbirlikçileri de kalan kısımları götürüyor, kaybeden hep biz oluyoruz.

Birileri daha çok kazansın diye hep biz eziliyoruz, hep biz ölüyoruz. İşte bu yüzden, Soma'da yanıyor, Ermenek'te boğuluyor, rezidans asansörleri altında eziliyoruz. Çalışmadan yaşayanlar için, yaşamadan çalışıyoruz. Bizler üç kuruş için ezilirken, boğulurken, yanarken, "emeğimizin çalınmasına ses çıkarmadığımız için" , annemiz-babamız cenazemize ancak yırtık ayakkabı ile geliyor.

Yönetenler İşveren yerine çalışana sahip çıksaydı, maaşlarımız emeğimizin karşılığı olsaydı, maaşlarımızı zamanında ve hakkıyla alabilseydik, çaldırmasaydık, kendimizi ezdirmeseydik, yada hakkımızı mücadele ede-ede, söke-söke alabilseydik, çocuğumuza harçlıkta verirdik, babamıza ayakkabı da alırdık. Aslolan Zalim'e karşı direnmektir. "Zalim düzen, gözün kör olsun" desek bize fayda sağlar mı?  Korkacak neyimiz kalmış, yırtık ayakkabımızdan başka? Yaşamak için aldığımız paraya bakın, mazottaki % 300 vergiye bakın, bu maaşa bu vergi olur mu?

İşçiler, köylüler, esnaf arkadaş, memurlar, emekliler, taşeronlar, asgari ücretle çalışanlar, işsizler, sürünenler, sömürülenler, farkında değil misiniz?  Onlar 1000 odalı saraylar yaparken, Hep biz ölüyoruz, hep biz eziliyoruz, hep biz aç kalıyoruz, hep biz işsiziz, hastane kapılarında ölen hep bizleriz. Çünkü birileri, bizim hakkımızı, emeğimizi, yaşantımızı çalıyor. "Emeğimizin çalınmasına ses çıkarmadığımız için" babalarımız gibi, çocuklarımızda yırtık ayakkabı ile yaşayacak. Yüzlerce yıldır önce ailemizin-sonra bizim emeklerimizi çalanlara karşı korkmayalım, hep beraber emeğimizi savunalım. Sistemin oluklarını; Halka-Garibana-Emeğe çevirelim. Yoksa çocuklarımız da, torunlarımızın cenazesine yırtık ayakkabılarla gitmeye mecbur kalacaklar.

Cengiz GÜLEBAY / 21.11.2014

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
banner1037

Gelişmelerden Haberdar Olun

@