18 yıllık meslek hayatımda, eğitim hakkında konuştuğum, savunduğum, mücadelesini verdiğim tüm konularda sizlerle samimi bir yolculuğa merhaba…

Mesleğime değer verdiğim, bilimin aydınlığına inandığım ve geleceğe umutla baktığım içindir yazma isteğim. Sizin iç sesiniz olabileceğimi düşünmek de ayrı bir heyecan…
Acaba eğitim meselesini yeterince düşünebiliyor muyuz? Eğitim insan hayatındaki önemini yeterince kavrayabiliyor muyuz?

Sadece bir meslek sahibi olmakla eşdeğer görülen eğitim, bir ülkeyi savunmanın en güçlü silahıdır aslında… Çünkü ülke sorunlarına baktığımızda çözüm noktası hep eğitime dayanmaktadır. Bu nedenle AKP iktidara geldiği günden beri en geniş kadrolarını Milli Eğitim Bakanlığında oluşturmuştur. Ülkemizin geleceği için hayati önem taşıyan eğitimi, kendi düşüncesine hizmet anlayışına çeviren bir sistemi dayatmış olduğu gözler önündedir.
Eğitim çok derin yaralar almıştır ve mevcut sistemle de telafi edilmesi mümkün olmayacağı açıktır. Çünkü eğitim insan hayatına değer vermektir, geleceğe yatırımdır. Günü geçiştiren politikalar, göz boyayan teknolojik araçlarla değil, istikrarlı, bilimsel, insana değer veren bir sistemle doğru yerini bulacaktır. Yani değişen hükümetlere göre değişmeye ulusal eğitim politikaları ile… 

Kültür bir ulusun yaşama biçimiyse eğer bu, en iyi ulusal eğitim politikaları ile sağlanabilir. Bu kültürü yaşamakta eğitim kurumları son derece büyük değere sahiptir. Bu değerlerden biri de 1965 yılında hizmete açılan Eskişehir’in en köklü okullarından biri olan Süleyman Çakır Lisesi’dir. Eski Kız Lisesi, şimdi Gündoğdu Mahallesinde Süleyman Çakır Anadolu Lisesi… 

Şehirlerin bazı olmazsa olmazları vardır, yani demirbaşıdır onlar. Yok ettiğinizde şehir de benliğini yitirir. Karanlıklara gömülen Süleyman Çakır Lisesi değildir aslında şehrin benliğidir. 

On üç yıl görev yaptığım Süleyman Çakır Lisesi 1999 depreminden sonra dayanıksız raporu verilmesine rağmen on iki yıl boyunca ayakta kalabildi. Peki, insan hayatı bu kadar önemliydi de neden yıkılma tehlikesine rağmen bu kadar yıl binlerce öğrenci eğitim öğretime devam etti? Bu çelişki şehrin kalıcı mirası olan Süleyman Çakır Lisesi’nin çok değerli arazisine göz dikmek mi, araziyi ranta açmak mı ya da bu çok köklü okulun kadrosunu bozmak mı gibi birçok soruyu beraberinde getirdi. Taşındıktan sonra bir buçuk yıl boyunca hayalete çevrilen okul Şubat 2014 de yıkılmış ve bugün harabe halinde bekletilmektedir. Ne acıdır ki çürük denilen okulun yıkılma aşamasında son duvarına kadar direndiğini bu şehir gördü. Eskişehir’ e sembol olmuş 1965 den beri binlerce mezun vermiş, üstün başarılar elde ederek adını duyurmuş bu kültür mirasını yerinde yaşatmak yetkililerin bu şehre borcudur. Süleyman Çakır Lisesi’ni yaşatmak için büyük mücadele veren eski mezunlar, öğrenciler, veliler, öğretmenler ve Çakır ailesinin çabaları karşılıksız kalmamalıdır. Arazisi üstünde birçok proje söylentisi ile tartışılan Süleyman Çakır Lisesi aynı projeyle yeniden yapılması en doğru karardır. 

Yoksa sizi ne “İbadet ağaç altında da yapılır ancak eğitim bina ister” sözünü yaşam felsefesi sayan Hacı Süleyman Çakır affeder ne de bu şehir…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.