Eğitim-iş Genel Eğitim Sekreteri Önder Yılmaz'dan Arapça tartışmalarına nokta koyacak yazı... Yılmaz pedagojik açıdan da tartışmaları değerlendirip AKP'nin eğitim yoluyla insan yetiştirmeyi değil, yetişecek olan insanlar üzerinde kontrol sağlama amacını güttüğünü belirtti.

İşte Yılmaz'ın o yazısı...

ARAPÇA DERSİ TARTIŞMASINA KATKI

Eğitim sisteminin her gün değişmesine yeni bir örneğimiz daha oldu. Önümüzdeki eğitim-öğretim yılından itibaren kademeli olarak 2-3-4. sınıflarda Arapça dersi okutulacak.  Arapça dersi okutulması; haftalık ders saati, seçmeli ders kavramı, temel eğitim ve yabancı dil eğitimi gibi önemli konularda yeni tartışmalar ortaya çıkartmaktadır. MEB'in kararından, eğitimin niteliğini artırıcı önlemler almak yerine kendi özel gündemini izlemeye devam ettiği anlaşılmaktadır.

Kararda, “Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün yazısı üzerine MEB Talim ve Terbiye Kurulu’nda görüşülen İlköğretim Arapça Dersi (2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8. sınıflar) öğretim programının, 2016-2017 öğretim yılından itibaren 2. ve 5. sınıflardan başlamak üzere kademeli olarak uygulanacağı” belirtildi.

Konuyu farklı açılardan inceleyelim:

Arapça Dersi ve Sistemin Gerçekleri

MEB'in açıklamasında Arapçanın "seçmeli veya zorunlu" olacağına dair bir ibare bulunmamaktadır. Yalnız bundan önceki dönemde Arapçanın seçmeli okutulduğunu biliyoruz. Doğal olarak temel eğitimde 2. sınıftan 8. sınıfa kadar seçmeli bir ders olarak okutulmaya başlanması olasılık dahilinde görünüyor. Arapça İlkokulda da seçmeli ders olacaksa, örneğin, bu dersi seçmeyen öğrenci başka hangi dersi seçebilecektir? Başka bir seçmeli ders yoksa bu ders bir zorunlu ders olarak kabul edilecektir. Buradan hareketle:

4'lük sistemin getirdiği değişikliklerle birlikte Ortaokullarda ve özellikle de Liselerde seçmeli ders kavramı abartılı bir şekilde sistemin içine yerleştirildi. Ancak "seçmeli dersler" ilkokullarda uygulanmıyordu. Şimdi Arapça ile seçmeli ders kavramı İlkokulların da içine girmektedir. İlkokullarda bir seçmeli dersin okutulması, ya zorunlu ders sayısında bir azalmaya neden olacak ya da haftalık ders saatlerinde bir artışa neden olacaktır. Doğal olarak İlkokullarda haftalık 30 ders saati 2 ya da 4 saat artışla 32 ya da 34 ders saati olacaktır. Bu da günlük olarak 6 ders saati eğitim yapan ilkokulların günde 6+1 saat ders yapmasına neden olacaktır. İkili öğretim yapan ilkokullarda ikinci sınıf öğrencisinin en geç sabah saat 06.00'da kalkıp 07.00'de de dersinin başında hazır olması gerekecektir. 7 yaşındaki bir çocuk için bu eğitim değil  açıkça eziyettir. 

Yabancı Dil Öğretimi ve Türkiye

Artık uluslararası bir dil haline gelen İngilizce, ülkemizdeki eğitimle, liseyi bitiren bir öğrencinin konuşabileceği ve anlayabileceği düzeyde öğretilemiyor. Bir başka deyişle okullarımızda İngilizce öğretimi yapılıyor ama  İngilizce öğrenimi gerçekleşmiyor. Şimdi bunun yanına 2. sınıftan başlamak üzere bir başka yabancı dil ekleniyor. Amaç eğer yabancı dil öğretmekse, öncelikle bir yabancı dil öğretimindeki başarısızlıkların giderilmesi gerekiyor. Yabancı dil öğretiminde gerekçeleriniz eğer MEB'in açıkladığı gibi dini olmanın yanında "ekonomik, turistik, siyasi ve ticari" ise başka diller de bu işin içinde olabilir, örneğin Rusça gibi...

Kaldı ki Arapça öğrenmek, bir Batı dilini öğrenmek gibi değil. Bugün Türkçe, Batı dilleriyle alfabetik bir uyum sağlıyor ancak Arapça ile alfabetik bir uyumu yok. Bir başka deyişle örneğin bir öğrenci İngilizce öğrenmeye kalktığında alfabeyi öğrenmekte zorlanmıyor, öğrenme süreci yalnızca dili öğrenmek olarak belirginleşiyor. Oysa Arapça da öğrenci, hem alfabeyi öğrenecek ve hem de dili öğrenmek durumunda kalacak. Doğal olarak öğrenmenin yükü iki katına çıkacak gibi görünüyor. Tüm bu yükün içerisine Arapça yazımın soldan sağa değil, sağdan sola olmasını da eklerseniz zorluk düzeyinin artacağını tahmin edebilirsiniz. Ayrıca Arapçanın sesli ve sessiz harf yapısı da Türkçe ile uyumlu değil.

Temel Eğitim ve Türkiye

Türkiye "temel eğitim" kavramını iyi kavramış bir ülke değil. Temel eğitim, bir ülke çocuklarının ortak bilgi, deneyim ve davranışla donatılmasında geçen süreye denir. Türkiye'de temel eğitim 4+4=8 yıl olarak belirlenmiştir. Temel eğitim kavramında gedik açmak "ortak kültür" algısında da gedik açmak demektir. Özellikle son yıllarda temel eğitim üzerinde yapılan değişiklikler ve oynamalar bu kavramın içinin boşalmasına neden olmaktadır.

Bakanlığın seçmeli ders kavramı da bu "ortak kültür" üzerinde olumlu sonuçlar doğurmamaktadır. Seçmeli dersler yoluyla inanç farklılıkları üzerinde eğitsel bir dayatma ortaya çıkmaktadır. Burada özellikle din dersleri yoluyla ya bazı inançlar yok sayılmakta ya da bazı inançlar herkesin inancıymışçasına aşılanmaktadır. Aslında AİHM kararlarının da işaret ettiği gibi zorunlu olmaktan çıkarılması gereken Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri seçmeli dersler yoluyla yaygınlaştırılmaktadır.

Değerlendirme

Türkiye'de eğitimin niteliği ve verimliliği ölçülebilir veriler ışığında görülmektedir ki son derece kötü sinyaller vermektedir. Öğretmen açığının kapanması, yeni derslik ihtiyaçlarının giderilmesi, ikili öğretime son verilmesi, eğitimde eşit koşulların oluşturulması gibi bir çok temel sorunu görmezden gelen MEB'in Arapça dersinin okutulması kararı yeni tartışmalara zemin hazırlamaktadır.

Arapça dersi ve 19. Şura'ya damgasını vuran Osmanlı dersi, eğitsel gerekçelerden çok siyasi gerekçelere dayanır görünüyor. Yaklaşan 1 Kasım seçimlerinde muhafazakar tabanın reflekslerini harekete geçirme amacı da taşıyabilecek olan bu girişimin eğitsel bir değerinin bulunduğunu söylemek mümkün değil.

Öyle görünüyor ki AKP, eğitim yoluyla insan yetiştirmeyi değil, yetişecek olan insanlar üzerinde kontrol sağlama amacını gütmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.