Plan Ve Bütçe Komisyonu Adalet Bakanlığı Bütçesi(2): Bozdağ'dan Yargı Reformu İçin Anayasa Değişikliği Çağrısı

ANKARA(ANKA) - Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, yargıya güven ve adalet hizmetlerinden memnuniyet oranın artırılması için yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile yargının hesap verilebilirliği konularında Anayasa ve

Plan Ve Bütçe Komisyonu Adalet Bakanlığı Bütçesi(2): Bozdağ'dan Yargı Reformu İçin Anayasa Değişikliği Çağrısı

ANKARA(ANKA) - Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, yargıya güven ve adalet hizmetlerinden memnuniyet oranın artırılması için yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile yargının hesap verilebilirliği konularında Anayasa ve yasalarda yapılan düzenlemelerin arzu edilen değişiklikleri tam olarak vermediğini belirterek, “Yargıyı siyaset üstü bir konu olarak birlikle ele almalı ve Anayasa’nın yargıla olan ilişkin maddelerini birlikte yeniden yazmalıyız. Bütün siyasi partilerimizi Anayasa’nın yargıya ilişkin maddelerini uzlaşmayla değiştirmeye davet ediyorum” dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Adalet Bakanlığı, Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri iş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, 2015 yılı bütçe, kesin hesap ve Sayıştay Raporları’nın görüşmelerine başlandı. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 2015 yılı bütçesine ilişkin sunumunda, önemli anayasal reformlar gerçekleştirdiklerini belirterek, hak aramanın önündeki anayasal engelleri kaldırdıklarını ifade etti. Bir ülkenin kanunlarının; evrensel hukuka, insan onuruna ve demokratik standartlara uygun olmasının, o ülkeyi tek başına hukuk devletine dönüştürmeye yetmeyeceğini kaydeden Bozdağ, uygulamanın da aynı ilkelere uygun olmasının, olmazsa olmaz temel esas olduğunu kaydetti. En iyi kanun, kötü uygulamacının elinde kötü sonuç; kötü kanun ise, iyi uygulamacının elinde iyi sonuç verebileceğini belirten Bozdağ, esas sorumluluğun yargı mensuplarına düştüğünü, tüm toplumun yargı mensuplarından beklentisinin, kanunları doğru uygulamaları, hakkaniyet ve adalet ile kararlar tesis etmeleri olduğunu kaydetti.

 

-"YARGI BAĞIMSIZLIĞI, HAKİMLERİN KEYFİ DAVRANMASI DEĞİLDİR"-

 

Devletle veya herhangi bir kişiyle ihtilafa düşen ya da haksızlığa uğrayan insanların, haklarını güvence altına alan bir hukuk sistemi ile kendilerine haklarını verecek bir yargının varlığına ve adaletin eninde sonunda yerini bulacağına dair inancının, yargıya güvenin esası olduğunu ifade eden Bozdağ, Türkiye İstatistik Kurumu’nun “Yaşam Memnuniyeti Araştırması”nda adalet hizmetlerinden memnuniyet oranının 2013 yılında yüzde 52,8’e yükselmiş olmasına rağmen, henüz hedefledikleri noktaya gelmediğini kaydetti. Yargının bağımsızlığının ve tarafsızlığının, hukuk devletinin olmazsa olmaz temel niteliği olduğunu kaydeden Bozdağ, “Yargı bağımsızlığı, hakimlere tanınmış bir ayrıcalık olmadığı gibi hakimlerin lâ yüs’el olması veya hiçbir kuralla bağlı olmaması ya da keyfi davranması da değildir. Aksine Anayasamızın 138’inci maddesinde ifadesini bulan bağımsızlık; anayasa, kanun ve hukuka uygun bir vicdani kanaatle bağlı olmayı, bunun dışındaki bağlılıkları reddetmeyi zorunlu kılmaktadır. Hakimin tarafsızlığı; dini inancı, siyasi ve felsefi görüşleri ile davanın taraflarına olan uzaklığı veya yakınlığını adli iş, işlem ve kararlarına karıştırmaması; kararlarını anayasa, kanun ve hukuka uygun vicdani kanaatiyle vermesidir” dedi.

 

-ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ÇAĞRISI-

 

Cumhuriyetin hukuk devleti niteliğini tahkim etmek, yargıya güveni daha da güçlendirmek, adalet hizmetlerinden memnuniyeti artırmanın sadece anayasa ve yasalarda yapılan değişikliklerle tesis edilemeyeceğini ifade eden Bozdağ, yargıya güven ve adalet hizmetlerinden memnuniyetin; ancak mahkemelerin hakkaniyet ve adalete uygun vereceği kararlarla gerçek anlamda tesis edilebileceğini kaydetti. Yargıya güven ve adalet hizmetlerinden memnuniyet oranının artırılması için yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile yargının hesap verilebilirliği konularında Anayasa ve yasalarda yaptığımız kısmi değişikliklerin arzu edilen neticeleri tam olarak vermediğinin altını çizen Bozdağ, milletvekillerini anayasa değişikliğinde destek olmaya davet ederek şunları kaydetti:

“Yargıyı siyaset üstü bir konu olarak birlikte ele almalı ve Anayasa’nın yargıya ilişkin maddelerini birlikte yeniden yazmalıyız. Buradan bütün siyasi partilerimizi, anayasanın yargıya ilişkin maddelerini uzlaşmayla değiştirmeye davet ediyorum. Esasında Türkiye’nin temel ihtiyacı uzlaşma ile yepyeni bir anayasa yapmaktır. Eğer parlamento yeni bir anayasa yapmak konusunda kısa zaman içinde bir uzlaşma sağlayamayacaksa yargı konusunda bir uzlaşmayı ivedilikle sağlama zorunluluğumuz ortadadır. Bütün siyasi partilerimizin birlikte yazacakları bir yargı reformunu anayasa da gerçekleştirmeye buradan bir kez daha davet etmek isterim. Belki şu kısa zamanda bunu yapma imkanımız olmayabilir ama eğer bir uzlaşma olursa yapabiliriz. Olmazsa Adalet bakanı olarak parlamentomuzun mutlaka yargı konusunu bir uzlaşı ile partiler üstü bir mesele olarak görmek suretiyle ele almasında büyük bir falda olduğuna inandığımı bunun yapılmasının Türkiye’ye yarar sağlayacağını ifade etmek isterim.”

 

-“HAKİM VE SAVCI ALINACAK”-

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Türkiye aleyhine açılan davaların Adalet Bakanlığı tarafından takip edildiğini anımsatan Bozdağ, AİHM’de Türkiye aleyhindeki davaları azaltmak için atılan adımları anlattı. Türkiye’nin, AİHM’de en fazla dosyası bulunan 2’inci ülke iken 4’üncü sıraya gerilediğini ifade eden Bozdağ, yargının hizmetlerini zamanında, doğru ve verimli bir şekilde yapabilmesi için yeterli ve nitelikli bir insan kaynağına sahip olması gerektiğinin tartışmasız olduğunu belirtti. 2002 yılından beri hakim ve savcı sayısında yüzde 55 oranında artış sağlandığını ancak Avrupa Konseyi standardının halen yakalanamadığını anlatan Bozdağ, “Bu kapsamda bu yıl sonuna kadar 3 bin 500, 2015 yılı içerisinde de 5 bin kişi civarında hakim ve savcı adayı alımına ilişkin sınav yapılacaktır. Yakın bir tarihte faaliyete geçirmeyi planladığımız bölge adliye ve bölge idare mahkemeleri ile kuracağımız yeni ilk derece mahkemelerinden dolayı ihtiyaç duyulan ilave personel ihtiyacını karşılamak amacıyla bu yıl sonuna kadar 5 bin personel alımı için sınav yapılacaktır” dedi.

 

-“MAKUL SÜREDE ÇÖZÜM ÖNCELİĞİMİZ”-

 

İlk defa Adalet uzmanlığı kadrosunun ihdas edildiğini anlatan Bozdağ, hakim ve savcıların eğitimleri konusunda yapılan düzenlemeler hakkında bilgi verdi. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılması gibi uygulamaların sistemin normalleştiğine işaret ettiğini belirten Bozdağ, sulh ceza mahkemelerinin kaldırılarak, yerine koruma tedbirlerine müstakilen bakmakla görevli sulh ceza hâkimliklerinin kurulmasını önemli bir reform olarak değerlendirdi. Sulh ceza hakimliği ile kişi hürriyeti ve güvenliğinin güvencesinin güçlendirildiğini kaydeden Bozdağ, ilk derece mahkemelerin sayısındaki artışa dikkat çekti.  Bölge mahkemelerine ilişkin çalışmalar hakkında bilgi veren Bozdağ, iş yükünün azaltılması ve dosyaların kısa sürede karara bağlanması hususunda arzu edilen netice elde edilemediği için Yargıtay ve Danıştay’daki daire ve üye sayısını artırmayı hedefleyen teklif hazırladıklarını ve TBMM Genel Kurulunun gündeminde olduğunu belirtti. Makul sürede sonuçlanmayan her davanın hukuka ve yargıya olan güveni azalttığını anlatan Bozdağ, “Yargılamaların makul sürede çözümünün sağlanması için, yargıya gelen iş yükünün azaltılması, hâkim ve Cumhuriyet savcısı sayısının artırılması, yargıda zaman yönetimi uygulamalarının hayata geçirilmesi, basit uyuşmazlıkların daha kolay ve hızlı çözümü için yeni usuller getirilmesi, diğer çalışmaların yanında önümüzdeki süreçte de önceliğimiz olacaktır” dedi.

 

-“UYAP İLE TASARRUF SAĞLANDI”-

 

Yargılamanın hızlandırılması için “Adli zaman yönetimi” Projesini geliştirdiklerini ifade eden Bozdağ, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) ve iş yükünü azaltarak yargılamayı hızlandırmak amacıyla yapılan çalışmaları anlattı. 2012 yılında Dışişleri Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı arasında imzalanan protokole istinaden ilk defa bazı daimi temsilcilikler ile büyükelçilikler nezdinde adalet müşavirlerinin görevlendirdiğini anlatan Bozdağ, “2003 yılı öncesine kadar adalet hizmetlerinin verildiği kapalı alan toplamı 569 bin 59 metrekareyken, yapımı tamamlanarak hizmete açılan 189 adliye sarayının toplam kapalı alanı 2 milyon 724 bin 206 metrekare olmuştur. Halen 42 adalet sarayının yapımı devam etmekte, 57 adalet sarayının hazırlık çalışmaları ise sürdürülmektedir. Çalışmaları devam edenlerle birlikte adalet saraylarının kapalı alanı 6 milyon 22 bin 499 metrekare olacak ve 2003 yılındaki miktarın 5 katını aşacaktır” dedi. SMS bilgi sistemi ise vatandaşların adalete erişimlerini kolaylaştıran bir başka uygulama olduğunu anlatan Bozdağ, Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi’nin uygulanmasıyla şimdiye kadar yaklaşık 70 milyon TL,  Ulusal Yargı Ağı Projesi’nin uygulanması ise yaklaşık 2 milyar TL tasarruf sağlandığını kaydetti. 17 Kasım 2014 tarihi itibariyle Türkiye genelindeki toplam ceza infaz kurumu sayısının 362 olduğunu, son 12 yılda standartlara uymayan 247 kurumun kapatıldığını anlatan Bozdağ, “

17 Kasım 2014 tarihi itibariyle ceza infaz kurumlarında toplam 155 bin 858 kişi bulunmaktadır. Bunun 133 bin 223’ü hükümlülerden, 22 bin 635’i tutuklulardan oluşmaktadır. Ülkemizde tutukluluk oranları 2001 yılında yüzde 54 iken bu gün itibariyle yüzde 16,99’a gerilemiştir” diye konuştu. (ANKA/DEVAM)

(YE/OLÇ)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.