Imf Türkiye İçin Büyüme Tahminini Yükseltti: Yüzde 3.1 ..yüzde 3.6 İle Avrupa'nın En Fazla Büyüyeniyiz

-IMF, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nun Nisan güncellemesini yayınladı. Geçen ekim ayında Türkiye’nin bu yıl yüzde 3 büyüyeceğini öngören IMF, tahminini yüzde 3.1’e yükseltti. -Türkiye gelecek yıl yüzde 3.6 büyüyecek, krizin

Haberler 14.04.2015, 16:10
Imf Türkiye İçin Büyüme Tahminini Yükseltti: Yüzde 3.1 ..yüzde 3.6 İle Avrupa'nın En Fazla Büyüyeniyiz

-IMF, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nun Nisan güncellemesini yayınladı. Geçen ekim ayında Türkiye’nin bu yıl yüzde 3 büyüyeceğini öngören IMF, tahminini yüzde 3.1’e yükseltti.

-Türkiye gelecek yıl yüzde 3.6 büyüyecek, krizin baz etkisiyle yüzde 3.7 büyüyen Yunanistan dışarıda tutulursa Avrupa’nın en yükseği olacak.

ANKARA(ANKA) –  Uluslararası Para Fonu (IMF) Türkiye için öngördüğü büyüme tahminini Ekim ayına göre binde 1 puan yükselterek yüzde 3.1’e çıkardı. Türkiye gelecek yıl ise yüzde 3.6 büyüyecek. Bu oranla da krizde baz etkisi nedeniyle yüzde 3.7 büyüyen Yunanistan dışarıda tutulursa, Avrupa’nın en hızlı büyüyeni olacak. IMF Türkiye için sıkı mali duruş istedi, parasal gevşemenin belli şartlarda yapılabileceğini savundu.

IMF’nin Nisan ayı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nun 1 ve 2’nci bölümleri de yayınlandı. Rapora göre küresel ekonomi bu yıl yüzde 3.5, 2016’da ise yüzde 3.8 büyüyecek. IMF ocak ayında “gelecek yıl” için 3.7 küresel büyüme öngörmüştü. Avrupa ekonomisi bu yıl yüzde 1.9, gelecek yıl yüzde 2.1 büyüyecek. ABD 2015-16 döneminde yıllık yüzde 3.1 büyüme gerçekleştirecek. Avro bölgesi yüzde 1.5-yüzde 1.6, Japonya yüzde 1 ve 1.2’lik büyümeye sahip olacak.

Küresel toparlanmanın “parçalı”, “dip akıntıların karmaşık” olduğunu belirten IMF büyümenin gelişmiş ekonomilerde daha güçlü, yükselen ekonomilerde ise daha düşük olacağını belirtti. Makro risklerin azaldığını, finansal ve jeopolitik risklerin ise arttığını belirten raporla hakkında açıklama yapan IMF yetkilisi Olivier Blanchard, “Bir dizi karmaşık güç dünyadaki beklentileri belirliyor. Hem finansal hem de avro bölgesi krizinden kaynaklanan miras –zayıf bankalar ve yüksek kamu, şirket ve hanehalkı borçları- hala bazı ülkelerdeki büyüme ve harcama üzerindeki ağırlıklarını sürdürüyor. Dönüş olarak düşük büyüme borç ödemelerini yavaş bir süreç haline getiriyor” dedi.

Blanchard ayrıca nüfusun yaşlanması, düşük yatırım ve verimlilikte yavaş ilerleme  kombinasyonunun, hem gelişmiş hem de yükselen piyasa ekonomilerinde potansiyel büyümenin önemli ölçüde düşmesine neden olduğunu belirtti. Blanchard, “Sonuçda daha bastırılmış büyüme beklentileri daha düşük harcamaya ve bugün daha düşük büyümeye yolaçıyor” dedi.

-TÜRKİYE DEĞERLENDİRMELERİ-

Ekim ayında Türkiye için 2015’te yüzde 3 büyüme tahmininde bulunan IMF, tahminini yukarı yönlü binde 1 revize ederek yüzde 3.1’e çıkardı. IMF Türkiye’nin gelecek yıl yüzde 3.6 büyüyeceğini öngördü. Bu rakam gelecek yıl yüzde 3.7 büyüyeceği öngörülen krizdeki Yunanistan hariç tutulursa Avrupa’da elde edilecek en yüksek büyüme rakamı olacak. Türkiye 2014’te yüzde 2.9 büyümüştü.

IMF, tüketici fiyatlarının bu yıl yüzde 6.6, gelecek yıl yüzde 6.5 yükseleceğini, cari açığın bu yıl yüzde 4.2, gelecek yıl yüzde 4.8, işsizliğin bu yıl yüzde 11.4 gelecek yıl ise yüzde 11.6 olacağını öngördü.

Mali denge 2015’te yüzde GSYH’nın yüzde 1.8’i açık verecek, açık 2016’da yüzde 1.2 olacak. Genel kamu net kredi/borç dengesi ise bu yıl yüzde -1.4, gelecek yıl yüzde -0.9 olacak.

Raporda Türkiye hakkında yer alan değerlendirmeler şöyle:

“-Ekonomik etkinlik yükselen-gelişmekte olan Avrupa’da geçen yıl zayıfladı ve birçok ülke deflasyona girdi. Düşük petrol fiyatları bu yıl büyümeyi biraz artırdı ancak dezenflasyonist baskı da ekleyecek... Türkiye ve (bazı ülkelerin resesyona girdiği) güneydoğu Avrupa’da ekonomik büyüme yavaşladı fakat Macaristan ve Polonya’da güçlü kaldı. Büyümeyi genelde, (Türkiye hariç) emek piyasası koşulları iyileşir ve reel ücretler düşük ithal edilen enflasyonla birlikte yükselirken güçlenen özel tüketim olarak yansıyan iç talep sürükledi. Manşet ve çekirdek enflasyon avro bölgesindeki çok düşük enflasyon, düşük gıda ve enerji fiyatları ve ekonomik durgunluk nedeniyle düşüşünü sürdürdü. Macaristan ve Polonya deflasyonda diğer ülkelere dâhil oldu, ancak enflasyon, döviz kuru değer kaybı, parasal gevşeme ve içte artan gıda fiyatlarının sonucu olarak Türkiye’de yüksek kaldı.

-Düşük enerji fiyatlarından dolayı özel tüketimde artış görülürken Türkiye’de büyümenin 2014’teki yüzde 2.9 seviyesinden 2015-16’da ortalama yüzde 3.1’e yükselmesi bekleniyor. Cari işlemler açığı, enerji ithalat değerindeki önemli düşüş sayesinde daha da daralacak...

-Türkiye'de parasal koşulların daha da gevşemesi sadece, enflasyon beklentileri, hedefte çapalandığında ve reel faizler açıkça pozitif bölgelerde olduğunda göz önüne alınmalı.

-Türkiye’de daha sıkı bir mali duruş -yeni orta vadeli programda öngörüldüğü şekilde- tedricen azalan dengesizlikler için katkıda bulunacak ve para politikası üzerindeki baskıyı azaltacak.

-... Döviz kuru ‘peg’lerine dayalı olmayan yükselen ve gelişmekte olan ekonomiler, aşırı piyasa volatilitesini sınırlamaya yönelik döviz müdahalesi gibi diğer önlemlerle de tamamlanmış daha fazla döviz kuru esnekliğine izin vermek suretiyle dış finansal şoklara karşılık vermeye hazır olmalı. Bu, makroekonomik politika çerçevesi güvenilirliğinin bir ölçüde güçlendirilmesini ve makro ihtiyati politika çerçevesinin bilançoların döviz kuru risklerine maruziyetinin yönetilebilmesini korumaya hazır olmasını gerektirebilir (Endonezya, Malezya, Türkiye). Makroihtiyati çerçeveler yanında ihtiyati düzenleme ve denetlemeyi koruma ya da (gerektiğinde) güçlendirme de son dönemdeki hızlı kredi genişlemesi ve artan özel sektör borç ödemelerinin, hızla yüksek kredi-GSYH oranlarına ve daha yüksek kredi kırılganlıklarına yolaçtığı ekonomilerde önemli olacak (Brezilya, Çin, Tayland ve Türkiye dâhil).”

-YÜKSELEN VE GELİŞENLER-

Rapora göre gelişmiş ekonomilerin görünümü düşük petrol fiyatlarının harcanabilir gelirlerde artışa yol açması kapsayıcı parasal politika duruşlarına desteğin sürmesi ve daha ılımlı bir mali ayarlama sayesinde iyileşme sinyali veriyor. Yakın vadede küresel büyümeye yönelik risklerin dağılımı Ekim 2014’e oranla daha dengeli hale geldi ancak hala aşağı yönlü eğilim gösteriyor. Petrol fiyatlarında düşüş ekonomik faaliyeti beklenenden fazla artırabilir. Jeopolitik gerilimler tehdit oluşturmayı sürdürüyor ve varlık fiyatlarındaki yıkıcı kayma riskleri izlemede kalıyor. (ANKA)

(ORH/ÖZK)

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?

Gelişmelerden Haberdar Olun

@