Faili Meçhul Cinayetler Davası: Eymür'den Ağar'a ‘Tosun' Suçlaması

ANKARA (ANKA) - 1990'lı yıllarda işlenen 18 faili meçhul cinayetle ilgili davada tanık olarak dinlenen MİT Konrt-Terör Daire eski Başkanı Mehmet Eymür, MİT elemanı Tarık Ümit'in kaçırılmasının ardından dönemin Adalet Bakanı M

Faili Meçhul Cinayetler Davası: Eymür'den Ağar'a ‘Tosun' Suçlaması

ANKARA (ANKA) - 1990'lı yıllarda işlenen 18 faili meçhul cinayetle ilgili davada tanık olarak dinlenen MİT Konrt-Terör Daire eski Başkanı Mehmet Eymür, MİT elemanı Tarık Ümit'in kaçırılmasının ardından dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ağar ile görüşerek, “Bunun çivisi çıktı. Bu işin sonu siyasi cinayetlere gidecek” dediğini belirtti ve "Bunun üzerine Ağar da bana Tosunları Azerbaycan'a yollayacağız’ dedi. Yani buradan uzaklaştıracaklarını söyledi, konuşması kendisinin de haberi yokmuş gibiydi ama kendisinin haberi olmaması mümkün değil” diye konuştu. "Tosunların kim" olduğunun sorulması üzerine Eymür, “O polis memurları, Çatlılar falan işte...” yanıtını verdi.

1990'lı yıllarda işlenen 18 faili meçhul cinayetle ilgili Mehmet Ağar, özel harekat polisleri ve "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da arasında bulunduğu 19 kişi hakkında TCK'nın "cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında adam öldürmek" suçlamasıyla açılan davaya bugün Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.

Davanın bugünkü duruşmasına sanıklar katılmazken, sanık avukatları ve müdahil avukatlar hazır bulundu. Mahkeme Başkanı, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım hakkında çıkarılan yakalama emrinin infaz edilemediğini belirtti. Avukat Abdulkadir Toluç, duruşmada hazır edilmesi için hakkında çağrı kağıdı çıkarılan müvekkili Mehmet Ağar’ın rahatsız olduğuna ilişkin rapor sundu. Eski DYP Milletvekili Sedat Edip Bucak’ın amcasının oğlu Fatih Mehmet Bucak’a Şanlıurfa’dan SEGBİS ile bağlanılarak, Ömer Lütfü Topal cinayetine ilişkin bilgisi soruldu. Topal’ı tanımadığını belirten Bucak, söz konusu dönemde Gazi Üniversitesi’nde öğrenci olduğunu ifade etti. Bucak, “Amcamın oğlu iktidar partisinden milletvekiliydi. PKK ile savaşıyorduk. O dönem, artık kimlerse, kimdiyse bilmiyorum, mesela biz düne kadar Ergenekon, paralel yapı bilmiyorduk. Saçma sapan işler. Bir işin içine çekilip, karalanmak, lekelenmek istendiğimiz düşüncesindeyim. Ne bilgim var, ne alakam var” dedi.

Sedat Bucak ile arasının hiçbir zaman bozulmadığını, uyuşturucuya karşı olduğunu, kendilerine içki ve sigara içtiklerinde kızdığını anlatan Bucak, “Böyle bir meblağ, böyle bir parayı bilme durumu yok. Ben, çemberin tamamen dışındaydım, çocukluğumuzda görmediğimiz, tanımadığımız, bilmediğimiz işler. Mesut Yılmaz ile görüşme yapmadık. Ben hayatta hiç MİT'e gitmedim. Zaten devlet her şeyi daha iyi biliyordur” diye konuştu.

- PKK’YA YARDIM EDEN KÜRK KÖKENLİ İŞADAMLARININ PASİFİZE EDİLMESİ...-

Tanık olarak dinlenen MİT Konrt-terör Daire eski Başkanı Mehmet Eymür ise 1994 yılının Nisan ayında geldiğini, o dönemde birçok faili meçhul cinayetin işlenmiş olduğunu belirterek, MİT muhbiri olan Tarık Ümit’ten aldığı bilgileri anlattı. Ümit’in MİT’te görev almadan önce değişik işlerde çalışan Çerkez kökenli iş işadamı olduğunu, Emniyet, Jandarma ve askerle işler yaptığını, Korkut Ekin'i tanıdığını, Mehmet Ağar ile görüştüğünü belirten Eymür, kendisi göreve geldiği zaman Korkut Eken’in Emniyet'te Mehmet Ağar'ın müşaviri olduğunu, Eken ile yakın çalıştığını, sevdiği bir arkadaşı olduğunu, ancak yollarının ayrıldığını anlattı.

Tarık Ümit’le yaptığı görüşmelerin kayıt altına alındığını ifade eden Eymür, aldığı bilgilerin istihbari bilgi olduğunu kaydetti. Eymür, Tarık Ümit’ten aralarında Mehmet Emin Soydaş, Cihat Tokat, Mustafa Bayram, Cahit Kocakaya, Esat Aksoy, Hurşit Savaş, Abdullah Cantürk, Hüseyin Baybaşin’in de aralarında olduğu 29 kişilik bir liste aldığını, bunların çoğunluğunun Güneydoğulu iş adamı olduğunu, o dönemde bunlardan öldürülenlerin bulunduğunu, bazılarını doğrudan doğruya Tarık Ümit’in kendisinin infaz ettiğini söyledi.

Ümit’in kendisine PKK’ya yardım eden Kürk kökenli işadamlarının pasifize edilmesi için üst makamlardan emir alındığı anlattığını belirten Eymür, “Üst makamlar MGK dendi, ama MİT'in haberi olmadan yapamazsınız. MİT Müsteşarı da MGK toplantılarına giriyor. Listede mesele Mehmet Ali Birand gibi isimler de var. Müsteşarımız Birand'ı ikaz etti ve koruma verdiler” dedi.

-SAVAŞ BULDAN’IN ÖLDÜRÜLMESİ-

Eymür, Ümit’in HDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın eşi Savaş Buldan, Hacı Karay ve Adnan Yıldırım'ın infazını bizzat kendisinin yaptığını söylediğini ifade ederek şunları kaydetti:

“Ümit Buldan’ı İstanbul Çınar Oteli önünden alındığını söyledi. Ümit, Buldan'ın serbest bırakılması için kendisine arabasında bulunan 165 bin dolar dışında 1 milyon dolar teklif ettiğini ancak kabul etmediğini, hatta Buldan'ın üzerinde bulunan cep telefonu ile kontak anahtarını otoyola atıldığını, Düzce'ye getirildikten sonra infaz edildiğini anlattı. Ümit, Buldan'ın eroin parasından PKK'ya yardım ettiğini itiraf ettiğini, Buldan'ın, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ'ın kendisinden 300 bin dolar rüşvet aldığını söylediğini belirterek, onun bir akrabasının Büyükadada kumarhanesi bulunduğunu ifade etmiştir.”

-TOSUNLARI AZERBAYCAN’A YOLLAYACAĞIZ-

Listeyle ilgili Tarık Ümit kaçırıldıktan sonra İbrahim Şahin ve Mehmet Ağar ile görüştüğünü anlatan Eymür, Ağar’a “Bunun çivisi çıktı. Bu işin sonu siyasi cinayetlere gidecek” dediğini bunun üzerine Ağar’ın da kendisine “‘Tosunları Azerbaycan'a yollayacağız’ dedi. Yani buradan uzaklaştıracaklarını söyledi, konuşması kendisinin de haberi yokmuş gibiydi ama kendisinin haberi olmaması mümkün değil” diye konuştu. Mahkeme Başkanı’nın ‘tosunların kim’ olduğunu sorması üzerine Eymür, “O polis memurları, Çatlılar falan işte...” yanıtını verdi. Ümit’in çok düzgün bir adam olmadığını ancak bilgi aldıkları bir isim olduğunu ve onun kaçırılma meselesinin kendileri için şeref meselesi olduğunu belirten Eymür, Ümit’i kurtarmak için çok çalıştıklarını kaydetti.

Avukat Faik Candan’ın ölümünün sorulması üzerine Eymür, “Faik Candan'ın kaçırılıp, öldürülmesini hatırlamıyorum. İsmi yabancı gelmiyor, ama detay aklımda yok. Takdir edersiniz ki kompüter doldu. Sittin senedir o kadar çok isim duyduk ki” dedi.

-KENDİ İÇİMİZDE DE MAALESEF BU OLAYLARI KAPATMAK İSTEYEN ARKADAŞLARIMIZ OLDU-

Faili meçhul cinayetleri Ankara’da işleyenlerin kimler olduğunun sorulması üzerine Eymür, o dönemde Aydınlık Dergisi’nde konuya ilişkin bir makale yayımlandığını belirterek şunları kaydetti:

“Aydınlık Dergisinde yazan şeylerin çoğu, bizim kendi kayıtlarımızda olan bilgilerdir. Oradan bakarak, kimler olduğunu söyleyeyim. Emniyet Genel Müdürlüğünce PKK ve Dev-Sol’a karşı kullanılıyor görüntüsüyle, cinayet, tehdit, gasp gibi suçların içinde olan bu grup, eski ülkücülerden seçilmiştir. Doğrudan Mehmet Ağar'a bağlıdır. Bahsi geçen grup, teröristlere karşı faaliyette bulunmadığı zaman Abdullah Çatlı, Haluk Kırcı, Abdurrahman Bulday, Sami Hoştan, Sedat Peker (Bildiğimiz Sedat Peker değil. Yaşı tutmuyor çünkü), Mehmet Gözen, Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Daire Başkanlığında görevli Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Semih, bu listede var. Tespit ettiğimiz ilk isimler bunlar. Aynen bizim bilgilerimiz. Kendi içimizde de maalesef bu olayları kapatmak isteyen arkadaşlarımız oldu. Birtakım bilgileri de yok ettiklerini biliyorum.”

Eymür bilgileri kimin yok ettiğinin sorulması üzerine “MİT Müsteşar Yardımcısı Mikdat Alpay” dedi.

-BAZEN HUKUKLA HALLEDEMEDİĞİMİZ İŞLER DE OLUYOR-

Eymür daha sonra avukatların sorularını yanıtladı. Sanık avukatlarının ‘Bu işlere katıldığını belirttiğiniz kişilerin suç örgütü oluşturduğunu söyleyebilir misiniz’ şeklindeki sorusuna Eymür, “Öyle nitelendirdiğim için... Öyle hüviyeti gösterip, adamın kafasına sıkmak, devlete yakışmaz. Bazen hukukla halledemediğimiz işler de oluyor. Almanya'da Baader-Meinhof Çetesi için hepsi kendisini asmışlar dediler” yanıtını verdi. Söz konusu bilgileri dönemin Başbakanı Tansu Çiller ile paylaşıp paylaştığının sorulması üzerine Eymür, “Benim böyle bir yetkim yok. Dışarıyla temasları müsteşar yapar. Mahkeme huzuruna geldiğimde bile verilen izin kadar konuşabilirim” dedi.

Eymür, müdahil Avukat Selçuk Kozağaçlı’nın Tarık Ümit’in olayları manipüle etmeye çalışıp çalışmadığının sorması üzerine ise “Çok makbul bir vatandaş değildi. Ama bizim mesleğimizde de zaten kirliliği ortaya çıkarmak istiyorsanız, temiz kişilerle bunu yapamazsınız. Mecburen o tür kişilerle bu işi yapmanız lazım. Biraz çok konuşan, asabi bir insandı. Kızdığı zaman karşı tarafa yüklendiğini biliyorum. Ben mesela Tarık Ümit ile Hakkı Yaman Namlı'yı, güvenmediğim bazı şeylerde, benim dışımda oluyormuş gibi sorguya da aldım. Vasıfları itibarıyla iyi bir haber elemanıydı. Sadece uyuşturucuyla ilgili değil, terör konusunda da iyi haber elemanıydı” yanıtını verdi.

-DEVLET ADINA İŞLEDİĞİNİ SÖYLEDİ-

Müdahil Avukatların “Susurluk öncesinde hazırladığınız raporun Mikdat Alpay tarafından geri çekildiğini söylediniz. Bu sanıkların isimleri yer alıyor muydu?” şeklindeki sorusuna Eymür, “Alıyordu. Aydınlık Dergisi sonradan bir tek Çiller'i ekledi, ‘Çiller özel örgütü’ dedi. Orada yazılanların çoğu bizim raporumuzda yazanlardır” yanıtını verdi.

Dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ağar’a faili meçhul cinayetler konusunda neden gittiğinin sorulması üzerine ise Eymür, “Bildiğim kadarıyla o bu işin hala içindeydi. Tosunları Azerbaycan'a yollayacağız, temizleyeceğiz gibi bir ifade kullandı” cevabını verdi.

İbrahim Şahin'in avukatı Basri Aydın’ın Tarık Ümit’in, 3 kişiyi öldürdüğünü söylediğinin bunun neden Eymür tarafından adli makamlara iletilmediğini sorması üzerine Eymür, “Devlet adına işlediğini söyledi” yanıtını vermekle yetindi.

-MEHMET AĞAR’IN İFADESİ SEGBİS İLE ALINACAK-

Eymür’ün ifadesinin tamamlanmasının ardından tanık Yıldıray Soysal Antalya'dan SEGBİS ile mahkeme bağlandı. Jandarma İstihbarat Astsubayı olduğunu, meslekle ilişiğinin kesildiğini anlatan Soysal, “1996'da mesleğe başladım, 1997'de Bala'da görev yaparken, faili meçhul olaylarla ilgili göreve çıktığımızda, tahkikat yapıyorduk. Bölgemizde faili meçhul olarak öldürülmüş bir olay olarak biliyorum” dedi. Candan cinayetinin ört bas edilmesiyle ilgili herhangi bir olaya tanık olup olmadığının sorulması üzerine Soysal, “Hayır, bu konuda kesin bilgim yok. Olay 1994'te olmuş, ben 1997'de görev yaptım. Mücahit Alkıran, ben oraya tayın olmadan önce karakol komutanıymış. Fehmi Gedik, bazı bilgilere ulaşıldığını, ama sonunu getiremediklerini söyledi. Ben sadece bu kadar biliyorum” diye konuştu.

Avukatların taleplerinin alınmasının ardından Mahkeme Başkanı alınan ara kararları açıkladı.

12 ayrı olayda 19 maktulle ilgili 130'dan fazla klasör bulunması, her bir olayla ilgili farklı yerlerde soruşturma yürütülmesi, dosyaların kapsamı, birbiriyle irtibatlı olayların bulunması dikkate alınarak, dosyadaki bütün belgelerin her bir klasör bazında ayrıntılı dizin yaptırılması, bilirkişiye gönderilmesine karar verildiğini belirtti. Tutuklama ve Ayhan Özkan, Ayhan Akça, Yusuf Yüksel, Ercan Ersoy’un, adli kontrollerinin kaldırılması taleplerini reddeden heyet,

Mehmet Ağar doğrudan soru yöneltme hakkının kullanılması için SEGBİS ile hazır edilmesi için bulunduğu yere talimat yazılmasına karar verdi. Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım hakkındaki yakalama emrinin devamına karar veren heyet, 1993-1996 yılları arasında sanıklara yeşil pasaport verilip verilmediğinin, verildiyse bunun yasala göre yapılıp yapılmadığının sorulmasına karar vererek, duruşmayı erteledi.(ANKA)

(YE/ÖZK) 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.