Bu Stresten Nasıl Kurtulacağız

Adil Kurban yazdı...

Bu Stresten Nasıl Kurtulacağız

Bu ve bir sonra ki yazımda daha çok teorik bilgiler, konuyla ilgili 3. yazımda ise pratik bilgiler yer alacak. Aslında bu konu varlığımız, mutluluğumuzla ilgili olduğu gibi, ebedi hayatımızla da ilgisinden ötürü önemli. Umarım vaktinizi ayırabilir ve sabırla okursunuz. 

50 yaşına gelmiş bir insanım. Hayallerim ümit ve arzularım, hedeflerim, ailem ve bunun gibi madden manen birçok hedef ve maksadım, bunların önemli bir bölümü suküt’u hayal oldular. İnsanı en çok üzen de en çok bağlı oldukları. Halbuki dünya durmuyor gidiyor. Adeta iple bağlanmışız bir yere doğru çekiliyoruz. Ya dünya bizi bırakacak ya biz dünyayı sonuçta buradan ayrılacağız. Onca sevdiğimiz arzuladığımız şeyler insanlar hepsinden hatta o kadar biriktirdiğimiz mal, mülk, dava, hastalık, dert, aldığımız eğitim, kazandıysak rütbe, her neyse hepsini bırakıp en iyi ihtimal beyaz bir örtüye sarılıp toprağın içine bırakılacağız daha birde bizi ona gömecekler. Yani biz öleceğiz… 

Ya biz şimdi ne için bu kadar koşuyor mücadele ediyor, uğraşıyor, üzülüyoruz. Tabii burada birde isteklerimiz tarafından bakalım. Ne için bu kadar seviniyor, kahkaha atmak için fırsat kolluyor nasıl mutlu olsam haz alsam diye uğraşıyoruz. Ya yaşımız geçtikçe kaybettiğimiz onca kabiliyet, mutluluk veren özellik, hislerimiz… Gençler bilmez ama biz biliriz. 

Hepsi ne içindi ! 

Yani özeti hayatta bunları maksat yapmak veya salt bunlar için yaşamını sürdürmeye çalışmak, devekuşu misal avcı bizi görmesin diye başını kuma sokmak hayal kurmak gibi bir şey değil mi ! 

Dahası başımıza hiç durmadan gelen bir sürü iş, dert, laf anlamayan insanlar, borçlar, hastalıklar, sıkıntılar, darlıklar, vefasızlıklar, karabasan gibi günler geceler bizim ruh halimizi dayanılmaz sıkıntılar içine sokabiliyor. Dert üstüne dert. 

Şimdi iki bakış açısı ile olaya bakalım ; 

Birincisi, gaflette yani yeterince anlamayan, bilmeyen insanlar ve inanmayanlar. Bu insanlarımız dünyaya bakıyor aklı ermediği çocukluk yaşlarında ki mutsuzluklarını, belki çektiklerini düşünüyor vahlar peşi sıra, geçmişte olan elim hadiseleri hatırlıyor ahlar vahlar , dünyada ki hedeflerini düşünüyor, çoğu uçmuş gitmiş, derin bir üzüntü. Geleceğini düşünüyor ne olacağı meçhul her an bir musibet isabet edebilir, her köşe her yer tehlikelerle dolu ne tür zararlar göreceği belli olmayan bir mekan. Daha ileri gidiyor bakıyor herkes ölüyor, toprak oluyor yok oluyor. Bazı yakınları da olunca işin ciddiyetini daha iyi anlıyor. Sevdikleri veya ona muhtaç olduklarını düşündüğü yakınları, akrabaları, evlatları hepsini bırakıp gidecek işin kötüsü kendi anlayışına göre yok olacak. Şimdi bunu idrak etmiş bir insan hayattan lezzet alabilir mi ! Ya kendini bir şeylerle avutur, ya kafasını deve kuşu gibi kuma sokar ki avcı onu görmesin, ecel ok atmasın. İşte bu haldeyken sosyal yaşantının bazen eğlendirici hali nedeniyle zaman gelir geçer ömrü de biter, zannettiği yokluğa doğru kafası iyice karışık vaziyette gider. 

Ya da gaflet içinde biridir. Yani ne kendini yaratan ALLAH’ın ondan istediklerini öğrenir, ne de kural tanır. ALLAH affedicidir der yiyebildiği haltı yer sonra ben zaten iyi bir insanım, ne var canım ne yaptım ki, benim kalbim tertemiz, en fazla azıcık çekerim cennete girerim der, kendini avutur, gider. Hele yok olacağını düşünen bir insanın duygu durumunu, biz inanan insanlar tam olarak anlayamıyoruz, korkunç bir durum, insan bu halde nasıl mutlu olur nasıl yaşar, en azından yaşamaya çalışanları tebrik ediyoruz. Bu insanın stres toleransı sizce nasıldır !? Sonuç olarak bu yazının da amacı stres toleransı kazanmaktı tüm bu yolları değerlendireceğiz. 

Gelelim inanan ve az çok bilen insanlara. Bu insanların delillerinden bir kısmını diğer yazımda merak edenler için ayırdım iki kere olmasın diye burada tekrar etmiyorum. İşte 2. grup insanlar dünyaya gelir çeşitli sıkıntılarla karşılaşır o da çekinir korkar ama sığınır tevekkül eder. Derecesine göre sıkıntılardan hatta elem almaz.

‘Tevekkül(Tevekkül gerekeni yapıp sonuçları ALLAH’tan beklemek demektir.) ile bela yüzünde gül, ta o da gülsün; o güldükçe küçülür, eder tebeddül(değişir)’ der(R.Nur Külliyatı,Mektubat sf 26). Şimdi önce bir tespit yapalım kim olursak olalım, nerede saklanırsak saklanalım, bulunduğumuz yerde sıkıntı ile sınav vereceğiz. Buna karşı nasıl dayanacağız ? Bu soruya cevabımız bize mutlu olmanın yollarını açacaktır. Peki bu işi nasıl becerebiliriz, gelecek iki yazımızda da bunları ele almaya çalışalım. 

Adil Kurban

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.