19. Milli Eğitim Şurası (2-6 Aralık) toplandı.Türk Eğitim Sisteminin niteliğini yükseltmek adına önem arz eden danışma kururlundan çıkacak sonuçları merakla bekliyoruz.Talim Terbiye kururlunun belirlediği gündem maddeleri;

- Öğretim programları ve haftalık ders çizelgeleri,

- Öğretmenin niteliğinin artırılması,

- Eğitim yöneticilerinin niteliğinin artırılması,

- Okul güvenliği olarak belirlendi.

Tüm bu konularla ilgili yıkım niteliğindeki uygulamalara imza atan MEB. 18. Eğitim Şurasını aklımıza getirdi. Öğretim birliğini yok eden gerici bir sistemin formülü olan 4+4+4  sistemi, 18. Eğitim Şurası’nın önerisiydi.

Öğretim programları vasat, içi boşaltılan ders kitapları, din eksenli dersler açmak adına şişirilen seçmeli derslerle artan ders programları ortadadır. Bilimsel, sportif, sanatsal ve düşündürmeye dayalı dersler kısıtlanmış ve seçmeli hale getirilmiştir. Öğretmenin niteliği ise; bırakın özlük ve ekonomik haklarını, onurunun ayaklar altına alındığı günlerde ve binlerce atanamayan öğretmenler varken niteliği tartışmak söz konusu bile olamaz. Akıllı tahta, teknoloji, Fatih projesi gibi rantçı bir sisteme destek amaçlı verilen hizmet içi eğitimler de öğretmenin niteliğine verilen değeri ortaya koymuştur. Rotasyon da ceza sistemine dönüşecektir. Tarihin en büyük tasfiye operasyonu için düğmeye basan MEB. yönetici atama yönetmeliğindeki  değişiklikle  bir yıkıma henüz imza atmışken, bu şurada kendi yöneticilerinin niteliğini daha da artırmayı formüle edecektir. Türbanın önünü açmak adına kılık kıyafet serbestliği, sivil itaatsizlik derken, veliyi amir durumuna getiren hizmetlere kapıyı açan bakanlığımız, okullarda kimin öğrenci, kimin öğretmen, kimin yönetici, kimin veli olduğu belli olmayan durumlar yaratıp, okul güvenliklerini keşmekeşe sürüklemiş. Şimdi de okullarda güvenliği sağlama adına, karma eğitime son verme alt yapısı mı oluşturulmaya çalışılıyor? Velilerimiz istiyor bahanesiyle, anne balar uygulamaya alet ediliyor.

Genel yetkili sendikanın ‘’karma eğitimi demokratik anlayışa uygun bulmuyoruz’’ naraları, din eğitimi okul öncesinde başlatılması önerileri, şimdiden şuranın sonuçlarına dikkat çekmektedir.

Özgürlüğün adı türban, demokrasinin adı karma eğitime son vermek mi olacak? Türk Eğitim sistemi özgürlük ve demokrasi adı altında belli bir düşünceye hizmet aracı haline mi getirilecek? Bu amacı güdenler dini eğitimi anasınıfında değil, ana karnında verilmesini talep ederlerse şaşırmamak lazım. Din kuralları nasıl oldu da ülkenin en büyük gücü olan eğitim sistemiyle özdeş hale getirildi? Kendi ideolojisine hizmet edecek bir nesil yaratmayı formülize eden iktidar ülkeyi karanlıklara sürüklemektedir.

Sözde eşit ve demokratik bir talep adına  ana dil eğitimi raporu ile şuraya giden sendika da, eğitim sistemini pozitif bilimden uzaklaştırmak isteyen yetkili sendikayla kol kola girerek aynı amaca hizmet etmiyor mu?

Ancak şu bilinmelidir ki; laik ve bilimsel eğitimden uzaklaşmak, bireyin yaratıcılığına, ilgi ve yeteneklerine, analitik düşünmesine engel olacaktır. Bu durum öğretim birliğini ortadan kaldıracağı gibi, değerlerinden ve kültürel mirasından da kopmuş, toplumuna yabancılaşmış nesillerin yetişmesine yol açacaktır. Milli Eğitim devletin en değer vermesi gereken kurumuysa; sorun tüm toplumun sorunu olmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.